22 Ağustos 2012 Çarşamba

Pelion tatilimiz; 2. gün...


        2. gün
      Sabah uyandığımızda otelimizin bahçesinde güzel bir kahvaltı bizi bekliyordu. Sempatik otel sahibimiz Rena, bizi güler yüzüyle karşılayıp, kivi ağacının altındaki masaya yönlendirdi. Kahvaltımızı bitirip Greek Cafe'lerimizi içtikten sonra yola koyulduk.


     İlk durağımız Pantazi Amos... 
      İnsanın sudan hiç çıkmak istemeyeceği türden bir berraklığa sahip olan deniz, kızgın güneşin altında serinleyebilmemiz için birebir idi. Tüm tatil boyunca oldukça sık karşılaştığımız tek sıkıntı (tabii buna sıkıntı denirse), kaldığımız köyden yani dağdan denize ulaşmak için genelde en az 20 dakika yol olması. Yollar dümdüz olmadığı, bol virajlı, kenarları uçurumlu ve bariyersiz olduğundan dolayı, yükseklik korkusu yaşayanlar ve/veya araba tutması çekenler için biraz sorun teşkil edebilir. Tabii bu yukarıdaki sıkıntıları yaşamayanlar için ise, muhteşem bir manzara, dağ ve orman görüntüleri arasında, lacivert veya turkuaz denizin görüntülerini her an fotoğraflamak isteyebilirsiniz...

      Her bir koy için katettiğiniz bu yollar, kumsala inip kendinizi denize bırakınca bütün sıkıntısını da geride bıraktırıyor.



       İkinci durağımız olan Potraki, kayalıkların arasına sıkışmış ufak bir koy. Deniz taşlık. Bu koyda en çok ilginizi çekecek olan şey, kayalık oyuntusuna kondurulmuş minyatür kilisecik oluyor.

       Bu koyun ardından acıkan karnımızı doyurmak ve doyururken aynı zamanda denize de kolaylıkla girip çıkabileceğimiz bir kumsal seçerek Paltzi'ye doğru yol aldık. Deniz, taşlık, dar bir araba yolu ve tavernalar... Sıralamanın bu şekilde olduğu Paltzi'de masaya yerleşip siparişimizi verdikten sonra kendimizi hemen lacivert sulara bıraktık.




       Bu arada bütün tatil boyunca dilimize dolaşan birkaç cümleden ilki burada ortaya çıktı. Şöyle ki virajlı yolları geçerken ve koylara doğru araba ile alçalırken hep dikkatimizi çeken şey ikili, üçlü insan gruplarının denizde açılmış vaziyette, sanki evlerinde sohbet eder gibi dakikalarca suda kalmaları... Biz bu insanların hallerini; Titanik'ten kurtularak denize açılmış insanların sohbet etmelerine benzettik. Böylece denize girerken sürekli "haydi titanik yapalım" dedik :) Tüm tatil boyunca, ki bunu ilk olarak o koyda ve farkında olmadan keşfettik, uzun süre suda kalıp sohbet edebiliyormuş insan. Biz de bunu keyifle keşfettik Pelion’da...




          Sudan çıktıktan sonra yemek yiyeceğimiz tavernada (Yunanistan'da yemek yenen yerler taverna olarak geçiyor, bizim aklımıza gelen taverna değil) vermiş olduğumuz siparişleri yemeye koyulduk.
Sanırım tüm Yunanistan için geçerli olan bir şey var ki, çok miktarda ve çok lezzetli yemekleri çok çok ucuza yiyebiliyorsunuz. Tzaciki, Horyatiki, Ahtapotaki, Feta, Saganaki, Çiroz, domuz eti, kabak... Ve bol içki… Bira, Plomari, Cipuro...