25 Aralık 2013 Çarşamba

Crete-style fries in Greece

 
I have never tasted any fries like this before.
Daha önce böyle bir patates kızartması yememiştim.

 
For preperation/Hazırlık için;
*Cut the potatoes in half
Patatesi ortadan ikiye kesin.
*Slit the visible side of the potatoes just like in the picture
Resimdeki gibi patateslere kesikler atın
*Cook them in the oven for 45 minutes
Fırında 45 dakika pişirin
*15 minutes after cooking divide into pieces with your hands
Piştikten 15 dakika sonra ellerinizle parçalara ayırın
*Put thyme and olive oil
Kekik ve zeytinyağı ekleyin...
 

*And enjoy this delicious snack..
Bu lezzetli atıştırmalığın keyfine varın...

Bon appetit...




18 Aralık 2013 Çarşamba

Yeni yıl geliyooorrr....








2013 yılını iyisiyle kötüsüyle geride bırakıyoruz.. 14 günümüz kaldı bitmesine..

2014'ü yeniliklerle, güzelliklerle, hayallerimiz ve beklentilerimizle kapımızda..

Haydi gelsin bakalım...

Bekliyoruz...

13 Aralık 2013 Cuma

Sinop Mantı @ İstanbul

Siz hiç cevizli mantı denediniz mi??

Ben denedim ve denemeyenlere şiddetle tavsiye ederim.. Neden biliyormusunuz? Benim için mantı demek klasik hamurla kapatılmış kıyma, üzerine sarmısaklı yoğurt ve kırmızı pul biber- tereyağ karışımı sos demektir.
Mantıda çok fazla çeşit denemek istemem, kızartma, fırında, farklı soslarla vs.. Denemem..
Ancaakk bir yere gittik, Beşiktaş'da Sinop Mantı adında.
Öncelikle buluşlarını çok başarılı buldum; benim gibiler için, kanıksadıkları lezzetleri kolay kolay değiştirmeyi tercih etmeyenler için, bir porsiyonu yarıya bölmüşler aynı tabakta; bir tarafı klasik benim sevdiğim, yoğurt sarmısaklı ve soslu, diğer tarafta da.. Bomba bir seçenek; üzerine Ceviz dökülmüş mantı.. 
Buraya yelp'li arkadaşlarla gitmiştik. Herkes gibi bende aynı siparişi verip deneyelim dedim, tadına bakarım, beğenmezsem ben kendi bildiğim öz mantı tarafına dönerim dedim :))
Gelin görün ki cevizli halini daha çok beğendim bu mantının diyebilirim!!!!
Buyrun derim size de....
Gidin Sinop Mantı'ya,
Ve mutlaka deneyin.....
 

8 Kasım 2013 Cuma

halloween @ istanbul

 
Çok keyifli bazı zamanlar vardır... Yemek yapan birini seyretmek de bana inanılmaz keyf veren zamanlardan biridir. Sevgili İdil, Halloween party'si için mini cupcake'ler yapmak istediğini bana söyleyince, fotoğraf makinemi kapıp soluğu İdil Hanım'ın yanında aldım tabii ki :)
 

 Halloween, Türkçe Cadılar Bayramı kutlamalrının kökeni, Antik Britanya'da pagan Kelt'lerin kutladığı bir festivaldi.
Kelt'ler 1 Kasım gününü yazın bitişi, kışın başlangıcı olarak kabul ediyorlardı.
Bu tarihte sürüler yayalalardan dönüyor, toprak sahipleri yeni dönem anlaşmaları yapıyorlardı.
Bu günde ayrıca ruhların geçmişte yaşadıkları evleri ziyaret ettiğine inanılıyordu.
Köydeki yüksek yerlerde, evdeki ocakları tutuşturmak ve kötü ruhları uzaklaştırmak için büyük ateşler yakılıyordu ve insanlar, ortalıkta dolaştığına inandıkları ruhlara tanınmamak için maskeler takıyor, kostümler giyiniyordu.
Bu gelenekler nedeniyle bu festival zamanla Cadılar, Periler ve Şeytanlarla özdeşleşti...
 
 
 
Cadılar Bayramı belli başlı Batı ülkelerinde ve Amerika'da oldukça büyük ve görkemli bir festival olarak kutlanır. 
Popülaritesi gün geçtikçe artan bu festival artık ülkemizde de oldukça keyifli bir şekilde kutlanıyor...
 
 
Bu kadar büyük bir coşkuyla ve farklı etkinliklerle kutlanan bu bayramı, bizde geri kalmayalım diyerek, kendi çapımızda minik bir party hazırlığı ile kutlamaya karar verdik.


Büyük bir özenle İdil hanım'ın hazırladığı cup cake hamurunu kağıt kalıplara doldururken, ben de kendime 1 kadeh kırmızı şarap doldurdum ve aldım fotoğraf makinemi elime ve deklanşöre basmaya başladım..




Hem vanilyalı hem çikolatalı olacak şekilde 2 ayrı cup cake hamurunun hazırlandıktan sonra pişmesini beklemek ayrı bir zevkti bizim için..




 
Büyük uğraşlarla, devasa(!) boyutdaki  merdane ile şeker hamurunu açtıktan sonra, balkabağı şekilli kalıp ile cupcake'lerimizin üzerine yerleştireceğimiz süslemeleri düzenlemeye başladık.

 
Bu aşamada bende fotoğraf makinemi bir kenara bırakıp ellerimi bu keyifli işe daldırmım...





 
Cadılar Bayramı'nın sembolü gülen bir balkabağıdır.
Çocuklar korkunç kıyafetler giyerek kapı kapı gezer ve ev sahiplerine "Şaka mı İkram mı?" diye sorarlar. Büyükler de çocuklara şekerleme verirler.
Yetişkinler de genellikle düzenledikleri kıyafet balolarında hayalet veya korku filmi karakterleri gibi korkunç kostümlere bürünürler...


 Çıkan sonuç bence harika oldu..ya sizce?

4 Kasım 2013 Pazartesi

Melkon's Birthday Party...

        İstanbul'un nezih semtlerinden biridir Gayrettepe...  Bu nezih semtte de, bir arkadaşımızın, minicik mi minicik ama bir o kadar da şirin, bahçeler içinde bir evi vardır.
 
 
Her sene, bu arkadaşımızın doğumgünü partileri vazgeçilmez eğlencelerimizdendir.
Elbirliğiyle hepimiz bir şeyler hazırlarız;
 


Börekler...

 
Salatalar, mücver, mercimek köftesi ...
 


Atıştırmalıklar..


Peynir tabakları, Şarküteri tabağı.... ve daha neler neler....

Oldukça çeşitli (Bulgar Şarabı gibi)  içkilerin denendiği, muhabbetin, eğlencenin, müziğin bol olduğu yine çok keyifli bir gece geçirdik ve hep birlikte Melkon'un yeni bir yaşına daha merhaba dedik...

Nice mutlu yıllara Melkon...
 



25 Ekim 2013 Cuma

Keyif dolu anlar..

Çok kısa süren bir yolculukla  sınırı geçip, ülke değiştirebilmek bence büyük bir şans..
Bir gece konaklayıp, bouzuki eşliğinde içki içip keyf yapmak...işte keyifli bir hayat bu olsa gerek..

21 Ekim 2013 Pazartesi

Kınalıada'da son günler...

İstanbul'un güzelliklerinden biri olan ve çok az bilinen incilerinden "Prenses Adaları" nın en minik adası olan Kınalıada'nın eski tarihi evlerindenden birinde geçirdik, yazdan kalan son güzel günlerimizi..
42 yıldır bu evde yaşayan arkadaşımız ve ailesi ile yaza veda partimizi de bu tarihi evde verdik..
 


E tabii "Yaz'a veda Partisi" olunca, yemek, ilk aklımıza gelen hazırlık oluyor haliyle..
Bu işi yapacak kişi de elbette ki Chef Alexi ... 

 Limon dilimleri ile süslenen Roka yaprakları..

35 kişiyi doyurmak için gerekli ekmekler... ( daha çoktu ekmekler, bu dağın görünen kısmı )
 


Canlı canlı yeşil biberler...
 Közlenmeye hazırlanan patlıcanlar...
 Benim vazgeçemediklerimden biri; Çiğ köfte...
 

Hemen hemen tüm yemeklerin yanına giden cacik..

 İnanılmaz bir patates salatası!! Alexi muhteşemdi :))

Mortadella...  

 Pastırma...
Ayıp olmasın da arada sağlıklı bişeyler de olsun diye... salatalık dilimleri....
 Özel baharatlarla çeşnilendirilmiş, tavuk...
 
Bize, yemek yemek için aslında hep bir sebep lazım, yoksa Parti filan bahane... :))

16 Ekim 2013 Çarşamba

Milano Gurme..



Milano Gourmet ile tanıştım geçenlerde…
Ekose her ne kadar İskoçya’yı çağrıştırsa da burası tam da Orta Çağ’dan kalma bir mekan havasında
Üst katı şarküteri, alt katı loş bir ortam ve şarap kavı eşliğinde sizi ağırlayan bir salon. 
Maksimum 40 kişilik gruplar için ideal bir kutlama mekanı.
Onlarca şarap şişesi arasında, keyifli müzik dinleyerek loş ortamın tadını çıkarartabilirsiniz.


Burada onlarca hatta yüzlerce farklı şarap var. 
Hatta size, damak zevkinize uygun şarap öneren uzmanları bile var. 
Kırmızı, beyaz, roze ve diğer içecek çeşitleri oldukça zengin diyebilirim. 
Şişeleri tutan mantar tıpalar, namlularını size dikmişken, onları damağınızda hayal etmek biraz tehlikeli olabilir ama inanın bu lezzet için her şeye değer...


Başaklar una, un da ekmeğe dönüşürken, bu dönüşüm, yemeği beklerken masaya konulmuş taze ve sıcak ekmeklere birlikte sunulan soslu peynirle bize eşlik ediyor.
Her yudumda, sevdiğin bir arkadaşınla sohbetinize renk katan kırmızı bir şarap. 
Bir insan mutlu olmak için başka ne ister ki?
Seçtiğimiz şarap da inanılmaz güzel bir kırmızı şarap çıktı şansımıza.


TomJerry’i niye kovaladı sanıyorsunuz yıllarca??
Peynir yüzünden tabii ki! 
Kıymetli, altın gibi… 
İşte bu yüzden koskoca bir şarküteri tabağında peynirler her zaman üstte olmalı..
Karnımız çok acıktığı için ana yemek öncesi şarküteri tabağı istedik.. 
Peynirler ve şarküteri ürünleri şarabımıza çok güzel eşlik etti.


Bir mekanı yeni tanıyorsam ve birkaç kişiysek, ortaya, farklı ana yemek çeşitleri isteyelim diye bir öneri atarım. 
Çünkü çoğu lezzeti denemek ve fikir sahibi olmak hoşuma gidiyor.
Bir de dip not olarak yazmadan geçemeyeceğim; Sen Cenevre’de kafe aç, bir sos bul sonra dünyaca ünlü olsun. Cafe de Paris, sen güzel bir sossun!


Bu bir bilmece! Jambonu var, kaşarı var. Domates soslu tadı var. Kalın mı ince mi kararı sen ver! 
Cevap İtalya’dan geliyor; pizzaaaaaa
Pizza ince hamurlu ve bol kaşarlıydı. 
Üzerinde domuz jambonu ile tamamlanmıştı. 
Boyut olarak ortalama büyüklükte olduğu için iki kişi için ideal porsiyon olarak denenebilir.


Pizzanın yanına bir de roka salata güzel gitti. 
Salata içerisindeki portakal dilimleri ve kurutulmuş domates çok hoşuma gitti. 
Ekşi ve tatlı bir arada sevenlerdenseniz denemelisiniz.
Bezelye, mısır, kurutulmuş domates ve ceviz ile gerçekten enfes olmuş. Mutlaka tatmalısınız!

Milano Gurme'nin ortamından çok keyf aldım. Canlı müzik, şarap mahseninde olma hissi, etrafınızda şaraplar, lezzet ve jazz.. 
En azından bir kere gidip denemenizi tavsiye ediyorum.. 
Gidin, görün, deneyimleyin ve keyf alın!!!