25 Ekim 2013 Cuma

Keyif dolu anlar..

Çok kısa süren bir yolculukla  sınırı geçip, ülke değiştirebilmek bence büyük bir şans..
Bir gece konaklayıp, bouzuki eşliğinde içki içip keyf yapmak...işte keyifli bir hayat bu olsa gerek..

21 Ekim 2013 Pazartesi

Kınalıada'da son günler...

İstanbul'un güzelliklerinden biri olan ve çok az bilinen incilerinden "Prenses Adaları" nın en minik adası olan Kınalıada'nın eski tarihi evlerindenden birinde geçirdik, yazdan kalan son güzel günlerimizi..
42 yıldır bu evde yaşayan arkadaşımız ve ailesi ile yaza veda partimizi de bu tarihi evde verdik..
 


E tabii "Yaz'a veda Partisi" olunca, yemek, ilk aklımıza gelen hazırlık oluyor haliyle..
Bu işi yapacak kişi de elbette ki Chef Alexi ... 

 Limon dilimleri ile süslenen Roka yaprakları..

35 kişiyi doyurmak için gerekli ekmekler... ( daha çoktu ekmekler, bu dağın görünen kısmı )
 


Canlı canlı yeşil biberler...
 Közlenmeye hazırlanan patlıcanlar...
 Benim vazgeçemediklerimden biri; Çiğ köfte...
 

Hemen hemen tüm yemeklerin yanına giden cacik..

 İnanılmaz bir patates salatası!! Alexi muhteşemdi :))

Mortadella...  

 Pastırma...
Ayıp olmasın da arada sağlıklı bişeyler de olsun diye... salatalık dilimleri....
 Özel baharatlarla çeşnilendirilmiş, tavuk...
 
Bize, yemek yemek için aslında hep bir sebep lazım, yoksa Parti filan bahane... :))

16 Ekim 2013 Çarşamba

Milano Gurme..



Milano Gourmet ile tanıştım geçenlerde…
Ekose her ne kadar İskoçya’yı çağrıştırsa da burası tam da Orta Çağ’dan kalma bir mekan havasında
Üst katı şarküteri, alt katı loş bir ortam ve şarap kavı eşliğinde sizi ağırlayan bir salon. 
Maksimum 40 kişilik gruplar için ideal bir kutlama mekanı.
Onlarca şarap şişesi arasında, keyifli müzik dinleyerek loş ortamın tadını çıkarartabilirsiniz.


Burada onlarca hatta yüzlerce farklı şarap var. 
Hatta size, damak zevkinize uygun şarap öneren uzmanları bile var. 
Kırmızı, beyaz, roze ve diğer içecek çeşitleri oldukça zengin diyebilirim. 
Şişeleri tutan mantar tıpalar, namlularını size dikmişken, onları damağınızda hayal etmek biraz tehlikeli olabilir ama inanın bu lezzet için her şeye değer...


Başaklar una, un da ekmeğe dönüşürken, bu dönüşüm, yemeği beklerken masaya konulmuş taze ve sıcak ekmeklere birlikte sunulan soslu peynirle bize eşlik ediyor.
Her yudumda, sevdiğin bir arkadaşınla sohbetinize renk katan kırmızı bir şarap. 
Bir insan mutlu olmak için başka ne ister ki?
Seçtiğimiz şarap da inanılmaz güzel bir kırmızı şarap çıktı şansımıza.


TomJerry’i niye kovaladı sanıyorsunuz yıllarca??
Peynir yüzünden tabii ki! 
Kıymetli, altın gibi… 
İşte bu yüzden koskoca bir şarküteri tabağında peynirler her zaman üstte olmalı..
Karnımız çok acıktığı için ana yemek öncesi şarküteri tabağı istedik.. 
Peynirler ve şarküteri ürünleri şarabımıza çok güzel eşlik etti.


Bir mekanı yeni tanıyorsam ve birkaç kişiysek, ortaya, farklı ana yemek çeşitleri isteyelim diye bir öneri atarım. 
Çünkü çoğu lezzeti denemek ve fikir sahibi olmak hoşuma gidiyor.
Bir de dip not olarak yazmadan geçemeyeceğim; Sen Cenevre’de kafe aç, bir sos bul sonra dünyaca ünlü olsun. Cafe de Paris, sen güzel bir sossun!


Bu bir bilmece! Jambonu var, kaşarı var. Domates soslu tadı var. Kalın mı ince mi kararı sen ver! 
Cevap İtalya’dan geliyor; pizzaaaaaa
Pizza ince hamurlu ve bol kaşarlıydı. 
Üzerinde domuz jambonu ile tamamlanmıştı. 
Boyut olarak ortalama büyüklükte olduğu için iki kişi için ideal porsiyon olarak denenebilir.


Pizzanın yanına bir de roka salata güzel gitti. 
Salata içerisindeki portakal dilimleri ve kurutulmuş domates çok hoşuma gitti. 
Ekşi ve tatlı bir arada sevenlerdenseniz denemelisiniz.
Bezelye, mısır, kurutulmuş domates ve ceviz ile gerçekten enfes olmuş. Mutlaka tatmalısınız!

Milano Gurme'nin ortamından çok keyf aldım. Canlı müzik, şarap mahseninde olma hissi, etrafınızda şaraplar, lezzet ve jazz.. 
En azından bir kere gidip denemenizi tavsiye ediyorum.. 
Gidin, görün, deneyimleyin ve keyf alın!!!